4 Kasım 2011 Cuma

kayıplardayım...

bir aydan fazla oldu bloguma yazmayalı,inanın o kadar yoğun iş temposundayım ki,sabahın köründe evden çıkıp akşamın karanlığında geliyorum...
ama mutluyum,çünkü O nu çok seviyorum,bana dua edin olur mu,kavuşmadan ölmeyeyim :(
bu arada 59 kiloya düştüm,55 e az kaldı :)

2 Ekim 2011 Pazar


son zamanlarda başka alemdeyim,nasıl anlatsam bir bilsem,sanırım bu eski şarkı anlatır :'(
"adam gibi sevmeyi öğretemedim"



10 Eylül 2011 Cumartesi

İyileştiren, iyi gelen sevgilere ihtiyacı var insanın...


İyileştiren sevgilere ihtiyacı var insanın..!
Seni tüm zaaflarınla, hatalarınla ...kabul eden..
Tüm korkularınla bilen.
Hesapsızca ve sorgusuz..
Şartsız ve koşulsuz..
Bencilce olmayan.
"Benim" den önce senin olan..
Onaylamasa da kabul eden bir yumuşaklıkta.
Kalbinin içi kadar bir uzaklıkta.
Sonuçta değil süreçte iyi gelen.
İyileştiren sevgilere ihtiyacı var insanın..!
Düşüncesi bile gülümseten.
Omuzlarındaki tüm yüklerinden seni azad eden.
Keder değil yaşama sevinci veren.
Tüm yaralarını kendi bile fark etmeden saran.
İyileştiren, iyi gelen sevgilere ihtiyacı var insanın..!
Beklentileriyle yormayan, fazla soru sormayan..
Yanında sen gibi sen olduğun.
Tüm yanlış bildiklerini unuttuğun..
Hiçbir hesap yapmadığın, yapamadığın..
İyi gelen, iyileştiren sevgilere ihtiyacı var insanın..!
Seni kalıplar içine sıkıştırmayan.
Tüm kayıp taraflarını bakışlarıyla bulduran.
En beceriksiz taraflarını..
Sevimli bir çocuğun yaramazlığı gibi görüp ;
Seni sevmeye daha da sarılan.
İyileştiren, iyi gelen sevgilere ihtiyacı var insanın...!
 
Bu yazıyı facebook'tan buldum,çok anlamlı bana göre,sizlerle de paylaşmak istedim,Rabbimden herkes için ihtiyacı olduğu sevgileri yaşamasını diliyorum,sevgilerimle :)

5 Eylül 2011 Pazartesi

İğne Oyası Lila Yüzüğüm

Öncelikle Ramazan Bayramında buralarda olamayışımdan dolayı hepinizin geçmiş bayramı müberek olsun.
Bu yıl tatil yapamadığımdan yakınmıştım,bu bayram ilk defa İstanbul dışındaydım.Pazar günü sabahı sahurdan 2 saat sonra yola çıktık ailemle.Gemlik-Kumla'ya gittik,3,5 günüm orada geçti.Kısa sürmüş olsa da güzeldi,eee aza kanaat getirmeyen çoğu bulamazmış :)
Deniz tutkum yüzünden grip oldum :)) zaman kısa ya,her anı değerlendirecem ya;bir akşam 20:30 sıraları denize girdim,doyasıya yüzdüm,eve geldiğimde boğazım acımaya başladı,sonrasında hapşırma eşlik etti,ertesi sabah kalktığımda tam anlamıyla grip olmuştum,ama ben yine de o halde yüzmeye devam ettim,değdi valla,deniz tutkumu bilen bilir,ne olursa olsun dayanamam valla :)

Bu arada annem bana iğne oyasından yüzük yaptı,tatil boyu parmağımdan çıkarmadım,işte yüzüğüm


Örneğini netten bulmuş annem,ama nereden bulduğunu hatırlamıyor malesef,alıntı yapmak çok isterdim...
Hepinize Sevgilerimle

23 Ağustos 2011 Salı

Sevgi Böyle Birşey...


Çok fakir evli bir çift varmış.
Adamın babasından yadigar bir saati varmış.
Fakat ...bu saatin zinciri yokmuş.
Adamın tek hayali babasından kalan
bu hatıraya gümüş bir zincir alabilmekmiş.
Karısının da o kadar güzel saçları varmış ki o saçlara
yakışır gümüş bir toka almak istermiş ömrü boyunca.
Ne var ki bu çok ama çok fakir bir aileymiş ve...
karınlarını doyurmakta dahi zorlanıyorlarmış.
Evlilik yıldönümlerinde kadın bir perukçuya gidip saçlarını satmış.
Aldığı parayla da ucuz bir peruk alıp başına geçirmiş,
kalan parasıyla da eşinin babasından kalan saate,
eşinin o çok sevdiği zinciri almış.
Akşam evinde heyecanla kocasının gelmesini bekliyormuş.
Nihayet eşi eve gelmiş.Kadın hemen hediyesini vermiş eşine.
Adam üzülerek almış hediyeyi.
’’Nasıl alabildin bu hediyeyi’’ diye sormuş eşine.
O da saçlarını sattığını söylemiş.Adam daha da üzülmüş.
Çünkü o da eşinin o çok sevdiği tokayı almış,
babasından kalan yadigar saati satarak….......
 

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Bir Çocuğun Yüreğiyle Ramazan :)


Ramazan 1. günü

Bugün evde bir acaiplik var. Herkes sessizce işine okuluna gidiyor. Annem "Zeynep hadi sana kahvaltı hazırlayalım" dedi. Kimse yemek yemiyor, su içmiyor. Ablam bile!

Ramazan 5.günü
......
Önce diyet yaptıklarını sanmıştım. İzledim hepsini. Akşama doğru hepsi sessizleşiyor. Sofrayı hazırlayıp ezanı bekliyorlar. Onları böyle seyretmek, öyle hoş ki… Başka zaman, susmak bilmeyen ablamın bu hali içten içe güldürüyor beni. Ama gülmeye cesaretim yok.

Ramazan 9.günü

Niye böyle yapıyorlar? Ablama sordum, "büyüyünce anlarsın" dedi. Zaten başka ne der ki… Anneme sordum, Ramazan dedi. Babama sordum, Oruç dedi.

Ramazan 11.günü

Bu Ramazan ve Oruç isimli iki kişi, bizimkilere yeme-içme yasağı koymuş demek. Arkadaşım Fatıma'ya sordum. Onun ailesi de gündüzleri yemek yemiyor su içmiyormuş.

Ramazan 14.günü

Kaşık çatal sesleri, konuşmalar duydum. Uyandım. Babama haber vermeye koştum, yatağında yok! Çaresiz, huysuz ablamın odasına koştum. O da yok! Korkmadım, "ben bu hırsızların hakkından gelirim" dedim. Aldım elime paspasın sapını, aniden açtım mutfak kapısını.

Sopamı havaya kaldırdım öylece kaldım oracıkta.

Bizimkiler yemek yiyorlar! Vay uyanıklar. Gündüz Oruç ile Ramazan'dan korkup gece yiyorlar.

Bir de üstüme gülüyorlar…

Korkaklar.

Ramazan 17.günü

Önceleri, Oruç ile Ramazan'ı bulup şikayet etmeyi düşündüm. Fakat ablamın yemek yemedikçe pamuk gibi yumuşadığını fark ettim. Babam ile Annem de artık tartışmıyorlar.

O zaman devam. Belli ki Oruç ve Ramazan iyi kalpli iki amca.

Ramazan 19.günü

Her gün bize beyaz başörtülü teyzeler geliyor. Oturup birlikte Kur'an okuyorlar. Her zaman ki gibi mobilyadan, gelinden, kaynanadan, konuşmuyorlar. Ellerini açıp herkese dua ediyorlar. Sevim teyze de başını örtmüş. Çok da yakışmış

Ramazan 22.günü

Her şey aynen devam ediyor. Televizyonlar bile uslu uslu konuşuyor. Hepsi akşam ezan okuyor. İftar iftar deyip bütün şehir birden yemeğe başlıyor. Ne hoş.

Ramazan 24.günü

Oruç'u merak ediyorum. Geçen gün Ayşe teyzem annemle konuşuyorlardı. Şöyle şöyle yaparsam Oruç bozulur mu? Yok böyle olursa Oruç kaçar mı? Demek ki Oruç, çok duygulu birisi. İnsanlar kötü bir şey yapınca bozuluyor. Kötülüğü gördüğü yerden kaçıyor.

Oruç'u ve Ramazan'ı artık iyice merak ediyorum. Onlarla tanışmaya can atıyorum.

Ramazan 25.günü

Bu günlerde herkes Kadir gecesinden bahsediyor şimdiye kadar, gecesi olan bir adam göremedim. Bu Kadir de kim? Bin aydan hayırlı gecesi varmış. O gece uyumamak, namaz kılmak, Kur'an okumak önemliymiş.

Ramazan 26.günü

İftarı çok sevdim. Akşam yemek yemeye İftar diyorlar. Gece yemek yemenin adı da Sahur. İftar sonrası eğlenceler oluyor. Babam camilere götürüyor bizi. Herkes sokaklarda, camide, neşe içinde.

Ramazan 28.günü

Merak içinde beklerken uyuyakaldım. Kadir, gecesiyle beraber gelmiş gitmiş. Ben göremedim. Anlayamıyorum. Bu yüzden ağabeyimi çok özlüyorum. Ablama soru sormaya kalksam, bana doya doya gülüyor. Sonra da arkadaşlarına anlatıyor, birlikte gülüyorlar. Sinir oluyorum.

Abim uzak bir şehirde üniversitede okuyor. "Abim ne zaman geliyor?" diye anneme soruyorum. "Bayram gelsin, onda gelecek" diyor. Oruç, Ramazan, gece gelen Kadir'den sonra şimdi de Bayram!..

Soramıyorum "Bayram kim?" diye. Neden o gelmeden abim gelemiyor? Belki de ağabeyimin arkadaşıdır. Çok özledim abimi. Bayram'ı da alsın gelsin tanışalım.

Ramazan 29 / Arefe

O kadar erkek isminden sonra bugün nihayet bir bir hanım ismi duyabildim. Arife diyemiyorlar mı ne? Arefe diyorlar. Niye Arefe? "Arife" olması gerekmiyor mu? Yengemin adı gibi yani… "Arefe geliyor, daha temizliği bitirmedik diyor annem. İyice telaşlandılar. Bir Bayram diyorlar, bir Arefe, harıl harıl çalışıyorlar. Temizlik yapılıyor. Yemekler hazırlanıyor. Anneme "Bayram ne zaman gelecek?" dedim, "Arefe'den sonra" dedi. Demek ki Bayram ile Arefe evli değil. Akraba da değil. Kafam karma karışık. Salih abim bi gelse de her şeyi bana anlatsa.

Ve Bayram geldi

Sabah kalktığımda, herkesi kahvaltıda yakaladım!. Oruç öldü heralde diye düşündüm. Abim gece gelmiş. Sevinçten haykırdım. Çok özlemişiz birbirimizi.

Bütün olanı biteni bir güzel anlattım abime. Yüzüme bakarken, bana tebessüm ettiğini gördüm. Ablama sormamakla ne iyi ettiğimi anladım. Abimin tebessüm ettiği yerde, ablam kahkaha atar. Abime küser gibi yaptım hemen gönlümü aldı. Bana her şeyi baştan anlattı, bu sefer de ben gülmeye başladım.

Abimden söz aldım. Kimseye anlatmayacak, konuştuklarımızı yazmak için izin istedi..) Ben de verdim.. Ramazan günlüğü işte böyle ortaya çıktı. Abim buna bir de isim buldu: 5 Yaş Sendromu. Sendromu anlamadım. Ama olsun, abime güveniyorum. Gerçi ablam'a göre 4 yaşındayım. Annem 5 yaşında olduğumu söylüyor. Babam daha 4 yaşından gün almadı diyor. Abim 'bu konu beni aşar' diyor.

Bayramı çok sevdim. Ama ablam tekrar o sinirli haline dönecek diye, Ramazanın gidişine çok üzüldüm. Bizim için her gün Ramazan olsa!.. Ne iyi olur. :)

5 Ağustos 2011 Cuma

63 kg :):)

Yavaş yavaşşşş kilo vermeye devam 7.kilom da gitti 63 kg'yım çok şükür,midemin küçülmeye başladığını hissediyorum artık iyice,azıcık bişi yediğimde doyuyorum hemen,şöyle 55 falan olsam gerisi kolay,tabi bu kiloyu korumak da önemli :( Oruç tutmaya da alıştım,kontrollü yiyorum...
pes yok,yola devammmm :))))

4 Ağustos 2011 Perşembe



Çok severim gelincik çiçeğini,nedense ayrı bir yeri vardır yüreğimde,inşallah ben de birgün bir gelincik tarlasında böyle koşabilme imkanını bulabilirim :)

Bordo Yüzüğüm


Bu yüzüğü beş dakikada yaptım :) arkadaşlarla yemeğe gidiyordum,ne taksam diye düşünürken vaktim de vardı,şifon gibi küçük parça kumaşım vardı,hemen yuvarlak kestim,kenarları dikip büzdüm,ortaya parlak taş,altına da yüzük aparatını yapıştırdım,oldu bitti :)
Yemekte bir teyze gördü yüzüğümü çok beğendi,ona da yaptım.Aslında kıyafetinize uygun kumaşlardan yapıp değişiklik yapabilirsiniz,hepinize sevgiler :)))

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Uzun zaman oldu yazmayalı,anca fırsat bulabildim...
Yeni bir işe başladım,akabinde mübarek Ramazan geldi... derken 3.günündeyiz bile :)
İlk gün susuzluktan ölecem sandım ama Allah verdi kolaylığını,bugün biraz daha iyiyim çok şükür.





Aslında kendimi engin denizlere salasım var,bu yıl tatil yapamadım diye olsa gerek :(  kısmetse Ramazan Bayramında üç günlük bir tatil yapmayı planlıyorum,bu bana çok iyi gelecek...

Hepinize hayırlı Ramazanlar diliyorum ve kocaman sevgilerimi gönderiyorum

8 Temmuz 2011 Cuma

Kapanmayan Avuç İçimsin..!

 
Birgün eşi Mevlana hazretlerine sorar;
-Bu kadar aşıksın Mevlaya, şükürler olsun ...bu aşkı yaşayıp yaşatana
''Peki bana ne kadar aşıksın'' diye sorar

Mevlana şöyle cevap verir;
Sen benim;
-Yaratan’dan ötürü yaradılanı sevişim,
-Bir adım gelene on adım gidişimsin
-Ve herkesi olduğu gibi kabul edişimsin
Sen benim;
-Bugünüme şükür,
-Yarınıma dua edişim,
-Azla yetinişim,
-Çoğa göz dikmeyişimsin,
Ve Sen benim;

Kapanmayan avuç içimsin..!
 
 
Arkadaşlar bu yazıyı facebooktan aldım,çok beğendim

Doğadan Kareler












Bazen öyle bir hale geliyorum ki ;tamamen doğaya salmak istiyorum kendimi,tamam savunmasızlar ama onurlular... İçim dolu bugün,hem de çok dolu.Bazı insanları görünce bulunduğum ortamdan kaçmak ve paylaştığım fotoğraflardaki ortamlarda yaşamak istiyorum :'( Çok şey mi istiyorum ?

3 Temmuz 2011 Pazar

5.Kilo da Gitti :)

Dün sabah itibariyle 5. kiloyu da gönderdim,kendimi hafif hissediyorum,düşününce mutluluk verici;5 kilo yüküm eksildi :) bu tempoya devam,daha 1/3 'i gitti,arada bir duraklama dönemine giriyor,sonra hızlanıyor :)
Ey kilolar sevmiyorum siziiii,gidiiiiiinnnn :)

24 Haziran 2011 Cuma

Ender Saraç'tan Güneş Kremi Tarifi

Yaz mevsimindeyiz çok şükür :) Teni benim gibi hassas olanlar için Ender Saraç'tan güneş kremi tarifi paylaşmak istedim.Beni çok olumsuz etkiliyor güneş çok sevmeme rağmen,eğer kontrolü elden bırakmışsam minimum üç gün acılar içinde kıvranıyorum :( beyaz tenli olmanın zararı...

EVDE GÜNEŞ KREMİ YAPIMI

Tatile çıktığımız zamanlarda, en çok ıstırap veren durumlardan bir tanesdir, 1.derece güneş yanıkları. Yani, yüz, omuz ve dekolte kısımları, güneşe fazla maruz kaldığından, koyu kırmızı bir renk alır ve çok acı verir. İşte bu durumlar için, Ender saraçtan çok ferahlatıcı ve faydalı bir güneş yanığı kremi tarifimiz var.
GEREKLİ MALZEMELER :
* 1 Adet bepanthene krem,
* 1 parça saf zeytinyağı,
* 1-1,5 tatlı kaşığı saf aloe vera

HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ : Bütün malzemeleri karıştırıp bir krem yapın. Acı hissettiğiniz zamanlarda, sabun kullanmadan ılık bir duş alın ve yanan kısımlara karışımı sürün. Bu krem kızarıklığı alıp, ağrıyı dindirir. Ayrıca güneş koruma kremi kullanmadan yanmışsanız, olabilecek lekeleri de önler.Tatile çıkacaklar, mutlaka bu karışımı gitmeden hazırlayıp çantalarına koymalılar bana göre.

Hepinize acısız tatiller :)

23 Haziran 2011 Perşembe

Okuduklarım

Son zamanlarda kitap okumaya odaklandım.Ruhumu dinlendirici,düşüncelerimi değiştirici iki kitap okudum ;"evrenden torpilim var" ve  "ruhunuzun sığınağı eviniz" . Sürükleyici ve yalın bir dil kullanılmış ikisinde  de,sohbet tarzında.Tavsiye ediyorum herkese.
  İstemek Yapmanın YarısıdırEvren ile istediklerimiz arasındaki gizem çözüldü. Her şey çok basitmiş meğer: Sadece bir torpil. Evren ile sıkı fıkı olmanın, imtiyaz kazanmanın yol rehberi bir kitap olarak dünyaya indi: EVRENDEN TORPİLİM VAR...
Siz hiç 150 kilo oldunuz mu? Sizin hiç yabancı bir ülkede bavulunuzu kaybettiğiniz, sabahları mısır gevreğine bira döküp hayatta kalırken günlerce tek kelime bile konuşmadığınız, dayak yedikten sonra girdiğiniz komadan bir gözünüzü kaybetmiş olarak çıkıp tekrar parklara döndüğünüz, annenizi kaybettikten sonra hapiste yatarken babanızı kaybettiğiniz oldu mu?

Peki ya sonra o yabancı ülkenin dilini şakır şakır konuşup hatta seslendirme yönetmenliği bile yaptığınız, o ülkedeki filmlerde başrol oynadığınız, 70 kilo verip filinta gibi olduğunuz, yeni ve mutlu bir hayat kurduğunuz, elinizi attığınız her işi altın yumurtlayan tavuğa çevirdiğiniz, her saniyenizi gülümseyerek geçirdiğiniz, hayatta istediğiniz her şeyi elde etmeye başladığınız oldu mu?

Bütün bunlar bu kitabın yazarının başına geldi.
      Ruhunuzun Sığınağı Eviniz
“Evlerimiz bizim aynalarımızdır.”
Evren’de bulunan her şey daima değişen bir enerjiye sahiptir.
Bu değişen enerji sizin sağlığınızı, aşk hayatınızı, yaratıcılığınızı ve finansal durumunuzu etkiler.
Sizler evlerinizin enerjisini temizleyip zenginleştirerek hayatlarınızı daha güzel hale getirebilirsiniz.
Su tesisatınızın sizin duygularınızı,
Elektrik tesisatınızın sizin yaşam gücünüzü,
Evinizin zemininin sizin yaşamla olan bağınızı,
Duvarlarınızın ise sizin yaşamda ki desteklerinizi
Temsil ettiğiniz biliyor musunuz?

16 Haziran 2011 Perşembe

Edican'ıma Sevgilerimle :)

ÇUKUR

Bilerek mi yanına almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı çukuru

Güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar

Beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukuru 


SUNAY AKIN

13 Haziran 2011 Pazartesi

Boş Kavanozları Değerlendirme


boş kavanozları değerlendirme fikri,çok beğendim,çok hoş :)

kaynak
4.kilomu da vermişim :) dün kısa bir aradan sonra 2-3 lokma ekmek yemek zorunda kaldım,soğumuşum ekmekten,hiç isteyerek yemedim,böyle gider umarım da epey kilo veririm,midemin de küçüldüğünü hissediyorum sankim :) yola devam,herkese kilosuz günler,sevgiler

8 Haziran 2011 Çarşamba

Kilo Derdi :(

Bugünlerde kilolarımı kafaya takmış durumdayım,kendime sorun yaratmak için değil,sağlığım için.
Ekmeği tamamen kestim,ama bugün herşeyi ekmekmiş gibi gördüm :))) başka çarem yok,katlanmam lazım,şööle 10 kg versem normal olacam daaaaa... Allah'ım yardım et diyorum,bunun yanında evde spor da yapıyorum,"sporsuz olmaz" diyenlerdenim,plates topumla Ebru Şallı'nın programından öğrendiklerimi uygulamaya çalışıyorum,şimdilik 2 kg.verdim iki hafta içinde,sonuçları yazarım,hepinize sevgiler,kilosuz günler :)

Öyle bir giderim ki...

Ben yaşadıklarımın hiçbirini unutmam.
Ama evet, yeri gelir susarım.
Canımı çok yak...an şeyler olur,
Ama yine de susarım, tükenirim.
Buna izin de veririm aslında..
Salaklığımdan mı? Hayır!
Ben kimseye ''GİT'' de demem, diyemem.
O kişi vazgeçilmez olduğundan mı? Hayır!
Ona o kadar şeye rağmen,
O kadar değer veririm ki,
Her gün yaptıklarına utansın diye..
Ama bir gün, öyle bir giderim ki;
Kaybedeceğim hiçbir şey olmaz..!
 
(Sunay Akın)

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Eşim Olma Karım Ol

Eşim olma, karım ol! Bakma daha ilkel durduğuna sen, ruhu vardır kelimelerin. “K...arı-koca” “eş”ten daha çok şey anlatır. Hatta belki bize unutulmuş bir şeyi söyler.
Sahi, biliyor musun? Neden erkeğe “koca”, kadına da “onun karı” demiş eskiler?
Eşim değil, karım ol! Kedilerin eşi olur, terliklerin de… İnsanın eşi olmaz. Bir ömür eşlik ediyor diye mi sevgiliye eş denir? Eşlik etmek yeter mi? Fazlasını beklemez mi insan yârinden? Kelimeleri yitirmeseydik anlardık belki, evlenecek erkeğe eskilerin neden ”koca” dediklerini. Çünkü “koca” bilge demektir, yüce demektir. Koca demek, dağ demektir. Ve ne kadar yüce olursa olsun, üstünde kar olmayan dağ eksiktir. Dağların yücesine kar yağar diye kadına da “kocanın karı” demişler. Bakma şimdi evlenenlerin “karı-koca” ilan edildiğine. “Koca ve onun karı” olmalıdır aslında. Yani yüce bir dağ olmalı adam. Kar gibi pak ve masum olmalı kadın. Örtmeli ve bir ömür, süsü olmalı dağın. Çünkü üşür tepesinde kar olmayan dağ, ne kadar yüce olursa olsun, yarım görünür…
Eşim olma, karım ol! Bana benzemeye çalışma sakın. Bana benden lazım değil bir tane daha. Ama unutma ki sensiz yarımım. Her zaman söylemem, ama sen anla.
Eşim olma, karım ol! Beni tamamla…

(netten alıntı)

20 Mayıs 2011 Cuma

Edirne Gezisi




7 mayıs'ta Edirne'ye gittim,günü birlik bir geziydi,ama çok dinlendirdi beni,temiz hava bol güneş,mükemmeldi kısacası...
İşte o geziden kareler

Meriç Nehri Köprüsü
II. Bayezid Külliyesi'nden
Meriç'te gün batımı muhteşem
suya olan aşkım havuzun üzerine fırlattı beni :)

Bolca Nine Türbesi
BOLCA NİNE KİMDİR?
Rivayet olunur ki 15’inci yüzyıl içinde Fatih Sultan Mehmet Edirne’ye giderken askerleriyle birlikte burada konaklamış. Bu konaklama esnasında bu kabirde yatan hatun kişi tarafından, bir yemek kazanından o kadar çok kişiyi doyurmayı başarması, askerleri hayrete düşürmüş. Askerler yemeğin yetmeyeceğini söylemesi üzerine, nine, “yeyin evlatlarım bolca bolca yeyin, demiş ve yemek hepsine yetmiş ve artmış bile; bu hikmetli olay padişaha anlatılınca Fatih Sultan Mehmet yaşlı ninenin elini öper ve derki “senin adın Bolca Nine olsun, o zamandan beri bu kişinin adı BOLCA NİNE olarak kalmıştır.
Diğer bir rivayete göre, bu yaşlı nine padişaha derki “atlarınızın kazıkları mola yerinde kalsın ve bu isteği kabul edilir. Sabah olup kalkıldığında kazıkların yeşerdiği fark edilince Bolca Nine’nin ermiş olduğuna hükmedilmiştir.

19 Mayıs 2011 Perşembe

Kot Çantam

Efendim,mayıs ayı başı itibariyle işimden ayrıldım,sağlığım iyice bozulmuştu,zaman zaman burada da dile getirmiştim huzursuzluğumu... Neyse kötü günler bitti :) Az evvel eski bir kot pantolonum vardı,kestim,diktim,böyle bir çantam oldu,bu yaz kullanırım inşallah.
Bu arada yıllar sonra 19 mayıs'ta çalışmamanın verdiği huzurla birlikte Gençlik ve Spor Bayramınız kutlu olsun arkadaşlar,sevgilerimle ve NE MUTLU TÜRK'üm diyene

Bu Yastıklara Bayıldımm :)















çok sevdim bu yastıkları ben tık tık

15 Mayıs 2011 Pazar

yaş 35

Dün itibariyle 35 yılı devirdim,Cahit Sıtkı yolun yarısı demiş,Allah bilir tabi,daha ne kadar ömrüm kaldığını,
hayat bir maçsa ben ikinci yarıya başladım :) herşeyden önce sağlık ve mutluluk diliyorum kendimle birlikte tüm sevdiklerime...

10 Mayıs 2011 Salı

Yaka İğnesinin Böylesi :)



Sevdikleriniz herdaim yanınızda...Çok sevdim bu yaka iğnesini,birgün bir bebişim olursa bu fikri uygulayacağım :) (tık tık)