2 Ocak 2011 Pazar

Biz En İyisi Arkadaş Kalalım

Biz en iyisi ...

"arkadaş kalalım."



İşte yine o! O klasik, söyledikçe tükenmeyen, yazdıkça bitmeyen, konuştukça
sonlanmayan söz; "arkadaş kalmak". Biten bir ilişki için değil, başlamamış bir ilişki için söyleniyor bu kez.
Ama, sonuçları açısından farklı olduğu söylenemez.
Her durumda, "Hayır" kelimesinin kibar bir karşılığı oluyor. Hayır! Seninle olmaz! Artık olmaz! Hiç olmaz!

"Lütfen üzülme! Niye üzüldün ki şimdi?"

Niye mi üzüldüm? Hiiç, bakır üretimimiz azalmış bu yıl, aklıma geldi birden ona üzüldüm. Başka neye üzülebilirim ki?

Senin bir başkası için güleceğine, bir başkası için üzüleceğine üzülüyorum
. Benimle bunları hiç yapmayacak olmana üzülüyorum.
Beni, gelecekte hayatına girecek erkeğe tercih etmemiş olmana üzülüyorum.
Bir başkasını, kendin için daha iyi bulmuş olmana üzülüyorum.

Sana hiç sarılamayacak olmama üzülüyorum. Seninle yaşayamadıklarımız beni üzen.
Yaşayabileceklerimiz. Yapabileceklerimiz. Ve tüm bunları, yani hayalini benim kurduğum
şeyleri şu an senden haberdar bile olmayan biriyle gelecekte yapacağını bilmek.
O birinin gelip benim kurduğum hayalleri sahipleneceğini, yaşayacağını bilmek.
Bir süre sonra senin için arada bir hatırlanıp aranacak kişi haline geleceğimi,
en mutlu anlarında beni aklına bile getirmeyeceğini bilmek.
O anlarında yanında olamayacağımı, sana sarılıp saçlarını okşayamayacağımı,
en önemlisi o mutlu anları yaşatan kişinin ben olamayacağımı bilmek.

Daha ne dememi istiyorsun? Neye üzülüyor olabilirim?

"... ama bir de şöyle düşün, dost olarak da pek çok şeyi paylaşabiliriz."

Doğru! Paylaşabiliriz elbette, ama sadece "pek çok şeyi". Her şeyi değil.
Oysa ki ben her şeyi paylaşmak istiyorum seninle, hiçbir şey eksik kalmasın istiyorum,
yaşanacak ne varsa yaşamak istiyorum, çünkü sen buna değecek birisin.
Tüm bunları yaşamak için seçtiğim çok özel birisin sen. Dostum değil, sevgilim,
eşim, hayatımı paylaşacağım kişi olmalıydın. Canım sıkkın olduğunda kucağına
kıvrılabileceğim, beni avutmasını isteyebileceğim, neşeli olduğumda keyifle
sarılacağım ve uzun uzun öpeceğim, elinden tutup başka kimse yokmuş gibi
şehirde sonsuza dek dolanacağım kişi olmalıydın.

Dostunla yapamazsın bunları.

Dostunla ne yaparsın biliyor musun? Uzun uzun konuşursun. Bazen sevgiline
bile anlatmayacağın şeyleri anlatırsın. Canın sıkkın olduğu zaman şımartılmayı
da istersin, hafif iltifatlar almayı da, hatta belki arkadaşça flört etmeyi dahi,
ama hepsi o kadar.

Tüm bunlar, diğeriyle karşılaştırıldığında çok zavallı bir teselli oluyor.

Dostunla konuşursun. Arkadaşlarını anlatırsın. Hayatındaki diğer kızları
anlatırsın. Seni nasıl üzdüklerini, nasıl sevindirdiklerini... Ve o dostun,
arkadaş kalamamışsa seninle, yani yüreğinin derinliklerinde
bir yerde hala seviyorsa seni, tarif edilemez bir acıyla dinler sadece.
Diyecek bir şey de bulamaz. Senin nasıl ciğeri beş para etmez insanlarla birlikte olduğunu, niye o kişiyi sana
tercih ettiğini, seni nasıl mutlu edebileceğini düşünür durur. O yüzden ileride
sevgililerinle, yani gelip hayallerimi çalacak hırsızlarla yaşayacağın problemleri
anlatırken bana, gözlerimde sessiz bir isyan görürsen şaşırma. Ve bil ki, hala
dostum değilsin sen benim. Hala sevgilimsin.
Öpemediğim, sarılamadığım ve dokunamadığım sevgilim.
Hala içimde bir yerde yaşıyorsun demek ki. Ve hep orada kalacak bir kısmın...
Yaşanamayanlar listesinde ömrümün sonuna dek duracaksın. Liste çok kabarık...
Ama sen en üstte olacaksın, ta ki senden sonra biri çıkıp aynı acıları yaşatana kadar.

"... seninle konuşmak çok hoş, üstelik eğlencelisin de, ama..."

Ama bir şekilde olmuyor işte. Bir şekilde sana uygun değilim. Seni güldürebilirim,
şımartabilirim, kendini iyi hissetmeni sağlayabilirim,
hatta "fazla ileri gitmeden" flört bile edebilirim, ama sana asla dokunamam.
Buna izin vermezsin. Sana bir şekilde daha uygun ve
seni illa ki daha çok üzebilecek birini bekliyorsun, biliyorum.
Erkekler de kadınlar da hiçbir zaman kendilerine uygun birileriyle beraber olmaz çünkü.
Mutlu olabileceğini hissettiği ilişkiden kaçar. Kendisini daha fazla üzebilecek birini bekliyordur çünkü.
Ona daha fazla acı yaşatacak, kaprislerini çekmeyecek, ağlatacak birini.
Biliyorum, çünkü ben de öyleyim.
Şimdiye kadar bana uygun ilişkilerden kaçıp beni daha çok üzeceklere yönelmedim mi sanıyorsun.
Şu nefret ettiğim, "arkadaş kalalım" lafını benim bile söylediğim oldu.
O yüzden anlıyorum seni. Bu üzülmemi engellemiyor. Bir yanımın senden nefret etmesini de.
Ama anlıyorum işte. Allah kahretsin ki, anlıyorum.

Anlamasam belki daha kolay olacaktı.
"...yani..."

Arkadaş kalalım.

Biliyorum, ama biz en iyisi arkadaş kalmayalım. Sen arkadaşım olarak kal istersen,
ama ben bir yönümle hep seveceğim seni. Seninle yaşanamamış bir sürü şeyim var çünkü.
O şeyleri yaşamadan seni unutmam mümkün değil işte.
İşin komiği ne biliyor musun? Tüm bunları yaşamış olsaydık, belki de "Evet."
diyecektim sana ve bunda samimi olacaktım.
Çünkü hayallerimi tüketmiş, çoğunun sadece hayal olduğunu anlamış olacaktım.
Ama bunları yaşayamadan "Evet" dememi bekleme benden. Hiç aklımdan çıkmayacaklar çünkü.
Hep içimde yaşayacaklar. Gerçeğinden daha güzel olarak hem de. Onları tüketmeden seninle arkadaş olamam ki...

Yine de "Evet." diyorum sana. Seni tamamen kaybetmeyi göze alamıyorum
çünkü. Sonunda daha kötü olacak, biliyorum. Seni sevmiyormuş gibi yapmak rollerin en zoru, ama deneyeceğim.
En azından gittiği yere kadar. Hayatımdan çıkmanı istemiyorum çünkü. Bir gün "Evet" diyebileceğinin umudunu yitirmek
istemiyorum. Bu yüzden, ben daha fazla rol yapamaz olduğumda, beni çok suçlama.
Seni sonsuza dek yitirmek istemiyordum çünkü. Bir şekilde yanımda olmanı istiyordum.
O zavallı teselliyi kabullenmeye çalışmak,
senin başka kişilere yaşayacağın acılara, sevinçlere katlanmak ve seni umarsızca sevmek...

Kızma bana. Birgün daha fazla rol yapamayacağım çünkü, biliyorum.
O gün geldiğinde, suçlama beni yeter.

Elimden geleni yaptım .. ama…   Ağla Ağla Ağla

(alıntı)

4 yorum:

ஐ : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : ஐ dedi ki...

of ya dağıldım süpermiş kim yazdıysa :(

minik dedi ki...

ben de dağılmıştım okuduğumda edicanım,oluyor malesef böyle vakalar,Allah kimseye yaşatmasın

CEPAYNASI dedi ki...

iç acıtıcı bir yazı...
mutlu yıllarr bu arada:)

minik dedi ki...

benzer durumu yaşamıştım cepaynası... :(

size de mutlu yıllar,sevgiler :)