13 Mart 2014 Perşembe

Ey Hayat...


Çocukluğumu özledim anne,çocukluğumu.Doyasıya yaşayamadığım,boşa giden çocukluğumu.
Değişen birşey yok di mi ? zaten gençliğim de boşa gidiyor.Elinde tutamıyorsun ki,akıp gidiyor,sanki deniz kenarından bir avuç kum almışsın eline,ne kadar elini kapalı tutsan da o kumlar akıp gidiyor işte.

Dün bir çocuk toprakla buluştu anne.Aynı kaderi paylaştık sanki,o da yaşayamadı çocukluğunu,gençliğini de yaşayamayacak.Çok üzüldüm anne,ama içimden gelerek ağlayamadım.
Aklıma geçen yıl geçirdiğim kaza geldi.Bir arabanın üzerine düştüm ben.Bir süre...yüzüm arabayla tanışacak kadar bir süre araba hareket halinde iken ben de ona eşlik ettim.Sonra yere düştüm.
Sol bacağımın üzerine.Bir süre sonra yerden kalktım.Ağrım sızım yoktu,o durumda işe gittim.
O akşam eve erken geldim ve sen beni kapıda endişeli bir ifadeyle karşıladığında sana yalan söyledim.Üzülmene kıyamadığım için yalan söyledim.İşim yoktu,erken çıktım dedim.
Dünkü çocuğun da annesi çok üzüldü anne.Televizyonda feryadını görünce kötü oldum,içim dondu.

Bu hayat bir sınav ya,bu sınavdan boş kağıt verilerek çıkılabiliniyor mu ?
Ben çoğu sorulara cevap veremiyorum,ama kağıda adımı soyadımı yazdım.Yapabildiklerimi yapıp sınav sonunu bekleyeceğim anne.
Sen bana okul yıllarımda en yüksek nottan biraz düşük not alsam bana kızardın anne.
Nasıl başlarsa öyle gider diye bir inanç var ya ,bu gidişle dünya sınavımdan okuldaki aldığım notları bile bekleme benden anne.

Hayat acımasız,hayat sinsi.Ne zaman ne yapacağı belli değil.Bu yüzdendir ki,bu bilince varmış birçok kişi
"anı yaşamak" diye birşeyden bahsediyor anne.Öyle daha iyi oluyormuş.Yaşıyorsun,bitiyor.
Yarına bırakayım dersen o yarın hiç gelmiyor.
Az evvel anlattığım çocuk da bir daha gelmeyecek anne :'(


Minik