26 Ağustos 2014 Salı

İstanbul !!!!!

Osho..


Sevmiyorum seni İstanbul !
Şimdi söyleyeceklerim için kızma bana.Senin de kabahatin yok aslında.Seni bu hale getirenler var elbet,sen de istemezdin böyle olmasını.

Sohbet ettiğim yaşlı insanların ağzında "nerede o eski İstanbul" cümlesi var.Bunu söylerken yüz ifadeleri çok kötü oluyor,bilesin.Eskiden herkes ve herşey çok güzelmiş.İnsanlar huzurlu ve güvenliymiş.İstanbul'da yaşıyor olmanın ayrı bir asaleti varmış o zamanlar.

Eskiden yeşile,doğaya,çevreye,insana saygı varmış ve bu yüzdendir ki bazı kişiler için "eski İstanbul beyefendisi ve hanım efendisi" tabiri kullanılıyor.
Belli bir vakitten sonra çok kalabalıklaştığın için,her türden insanı buyur ettiğin için eski insanlar tabir-i caizse "mum ışığıyla" aranıyor.

İş hayatı senin sınırın dahilinde olan insanlar var,ama mutlu değiller bu boş kalabalığın içinde.Sadece zor da olsa ayakta kalma ve geleceğe dair birikim yapma çabası içindeler.
Belli bir zamanları var,o zaman gelince seni bırakıp gidecekler.Sessiz sakin denize yakın bir kasabada yaşama hayalinde birçoğu.

Ben de öyleyim İstanbul...
Sana kırgınım,küskünüm.Uzaktan gören herkes seni güzel görüyor,ama "dışı seni yakar,içi beni... " diye bir söz vardır ya aynen öylesin.Senden uzaklaşınca anlıyorum yaşadığımı,insan olduğumu.Umutlarım,hayallerim olduğunu.

Havan,suyun,barındırdığın insanların bazıları yüzünden böyleyim ben.
Bir gün var beklediğim,o gün gelince terkedeceğim seni.Ben senden umudu kestim çünkü.Değişmeyeceksin,hergün kötüye gidiyorsun manevi olarak.
Gidip başka bir yerde yaşayacağım,az insanın bol huzurun olduğu bir yerde.Arada bir uğrarım tabi,eski dostsun nasıl olsa,vefakarımdır bilirsin.

Beklediğim o gün gelene kadar kendi halimde,o koskoca kalabalığının içinde kendi içimde yalnız yaşamam için bana imkan ver !

Şimdilik bye,görüşürüz yine...



Sevgilerimle

Minik