7 Ekim 2012 Pazar

Bebişim Olsa...

Bir bebişim olsa ne güsel olur,ona mışıl mışıl uyusun diye böyle birşey diktirirdim,ninni söylerdim :(  aaah ahhhh...Ben böyle konuşunca hemen atlıyor bazı insanlar "önce babasııııııı"  ama yok !!!!!




24 Eylül 2012 Pazartesi

Herşeyin Bir Yeri,Zamanı Var...

Güclüyüm artık ufak yalanlara inanmam "kıyamam"sözcüğü yok artık olmasında.Kazandıklarımla kaybettiklerimi ayrıştıralı çok oldu.Uğruna canımı veririm dediğim insanların sırası değişti bende.Susmuyorum artık! Her şeyimi sıfırladığım günlerde kim varsa yanımda o dur benim canım.Benim kıyamadıklarım değil bana kıyamayanlar değerli artık bende.Eksilende siz Eksilten de..!Değer biçtiğim halde değersizleşende...Uzak değilim ama dalıp gidişlerim var. Kumbara değilim ama birikintilerim var. Bozuk para değilim ama harcanmamis zamanlarım var..Kalpsiz değilim ama renksiz duygularım var. Dilsiz değilim ama bazen suskunluklarım var. Susuyorum ama Herşeyin Bir Yeri,Zamanı Var...


22 Eylül 2012 Cumartesi

Böyle Şaka Olmaz !!!!!

İki sevgili bir birlerini çok sevmektedirler evlilik hazırlıkları yapmaktadirlar ama çocuk son günlerde kıza soğuk davranmaktadir. Kız sormaya çekinir düğüne bir hafta kala çocuk kıza msj çeker ben düğüne hazır değilim bu düğün işini uzun bir süre erteleyelim görüşmeyelim. Akşam her zamanki buluştuğumuz köprünün altında bekliyorum der akşam olur ve çocuk buluşma yerine gelir beklemeye başlar buluşma saatti gelir fakat kız gelmez 1 saat 2 saat derken kız gelmez çocuk korkmaya başlar ve kızın evine gider kapıyı çalar kız kapıyı açmaz çocuk kapıyı kırarak içeriye girer ve o felaket manzarayla karşılaşır. Kız bembeyaz gelinliğin içinde kendini asmış ve bi not bırakmış "SENSIz YAŞAMAKTAN DAHA AZ ACI VERiR." çocuk kıza bakarak sadece bir şakaydı "AŞKMM" lütfen ölme derken göz yaşlarını tutamaz bir şeyi hesaba katmamiştir. AŞKİN ne ŞAKASI nede GURURU OLMAZ...!

24 Mart 2012 Cumartesi

Kadın Dediğin...

Kadın dediğin hanımefendi olacak arkadaş, seni incitmeyecek kırmayacak, kızdığını sana gözleriyle bakışıyla anlatacak...
Sabah seninle uyanacak, küsmeyecek konuşacak seninle, sıcaklığını hissettirecek çoçuk olacak yanında gözleri seninim der gibi bakacak...
Sahiplenecek seni ama bir annenin yavrusunu sahiplendiği gibi sahiplenecek, varlıgını hissettircek kadın dediğin kadın, hissedecek seni, hissettiğini belli edecek, herkesi imrendirecek duruşuyla, osmanlı kadını derlerya hani eskiler, işte kadın dediğin öyle olacak...
Arkadaşın olacak, canın olacak, bir elmanın diğer yarısı olacak, çoçukla çoçuk olacak, büyükle büyük olacak kadın dediğin, oldumu ebedi olacak, mabedin olacak, üç günlük dünya diyecek kalp kırmayacak, yarinın olacak... Ortağın olacak, kararlarına ortak olacak, kendini sevecek, çiçek olacak kadın ’SOLDURMAYACAKSIN’ o çiçeği...



Alper Tunga Karakoç

27 Şubat 2012 Pazartesi

BU KADAR SEVEBİLİR MİSİN...

BU KADAR SEVEBİLİRMİSİN!!!


Bir otobüs durağında karsılaşmışlardı ilk kez... Biri tıpta okuyordu öbürü mimarlıkta. O ilk karsılaşmadan sonra bir kere, bir kere, bir kere daha karsılaşabilmek için hep aynı saatte aynı duraktan aynı otobüse bindiler.

GENCTİLER çok genç..

Birbirleriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda basardılar ikiside. Her sabah otobüse bindikleri semte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse kız ise ablasında. Sırf birbirlerini görebilmek için her sabah erkenden evlerinden çıkıp şehrin obur ucundaki o durağa onların durağına geldiklerini birbirlerine gülerek itiraf ettiler bir sure sonra...

Okulları bitince hemen evlendiler.mutluydular hemde çok mutlu....Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişteki yürekleri ve elleri hiç bir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de; Ünlü bir mimar ve doktor olduklarında da hep mutluydular.. Zaman aşımına uğrayan alışkanlıklarına yenik düşen banka hesaplarında para kalmadığı için yada tam tersi o hesabı daha kabarık hale getirmek uğruna bitip TÜKENİVEREN sevgilerden değildi onlarınki...

Günler günleri yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü büyüdü. Tek eksikleri çocukları olmamasıydı..zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olamayınca bütün mutluluklarının bizim olmasını beklemek bencillik olur diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine sevgilerini büyüttüler yüreklerinde

SENİN İÇİN ÖLÜRÜM DERDİ kadın sımsıkı sarılıp adama ve adam hayır BEN SENİN İCİN ÖLÜRÜM diye yanıt verirdi hep... Bazen eve geldiğinde aynanın üzerinde bir not görürdü kadın BİR TANEM kütüphanenin ikinci rafına bak .....kütüphanenin ikinci rafında başka bir not bulurdu mutfak masasının üzerine bak ve SENİ COK SEVDİGİMİ SAKIN UNUTMA. Mutfaktaki masadan salondaki dolaba koştura koştura giden kadın sonunda kimi zaman bir çiçek, kimi zaman en sevdiği cikulatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karsılaşırdı.. Aldığı hediyenin de ne olduğu da önemli değildi zaten...

Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama 40 yasların ortalarına geldiklerinde daha az çalışmaya karar verdiler.. Adam hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı.. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı.

Bir gün sahilde dolaşırken harap durumda bir ev gördü kadın üzerinde satılık levhası olan...ne dersin bu evi alalım mı? dedi adama. Bu viraneyi yıktırır harika bir ev yaparız.. Projeyi kafamda çizdim bile.. Kocaman terası olan martıları kahvaltıya davet edebileceğimiz bir deniz evi

yapalım buraya.

Sen istersinde ben hiç hayır dermiyim dedi adam... Amerikadaki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakcıyı .... Kaç para olursa olsun burası bizimdir artık.. Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde ayrılmaları zor oldu.. Adam amerikaya giderken her gün her saat konuştular .... Göz yasları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat Amerika dönüşünde kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın eskisi kadar mutlu görünmüyor konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği PROJEYİ verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı . Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut.

Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlarda daha da acı daha da çekilmez hale gelir. Kadın hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri ... Derdini söylemesi için yalvardı adama, SENİN İÇİN ÖLÜRÜM biliyorsun ne olur anlat diye dil döktü bos yere.... Yıllardır sevdiği adam duyarsız, sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça beton duvarlara çarpıyordu kadın her çarpmada daha da fazla kanıyordu yüreği.

Bir gün çocukluğunun, gençliğinin bütün hayatının birlikte geçtiği bir arkadaşına dert yanarken lafını kesti arkadaşı artık dayanamıyorum sana anlatmak zorundayım o seni aldatıyor.. Her gün iş yerimin karsısında genç bir bayanla yemek yiyor sonrada sarmaş dolaş biniyorlar

arabaya.... Sus, sus çabuk duymak istemiyorum bu yalanları diye bağırdı kadın ..Onca yıllık arkadaşını kendisini kıskanmakla suçladı...

Ertesi gün öğle vakti o restoranın hemen karsısında bir köseye sindi sessizce ve peri masallarının sadece bir masaldan ibaret olduğunu anladı.

Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu hemen tanıdı. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın. Aksam kocası eve gelir gelmez bazen bağırıp bazen ağlayarak bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi..inkar etmedi adam.

Zamanla duyguların değişebildiği orta yasa geldiğinde insanların farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken son bir kez kucaklamak isterim diyecek gibi oldu. Kadın .defol dedi.nefretle.....

İlk celsede boşandılar modern bir ask hikayesinin böyle bittiğine kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın sevgilisiyle Amerikaya yerleştiğini öğrendi.

Bazen yalnız kaldığında onu hala sevdiğini hissedince ağlama nöbetleri geçiriyor aşkın yerini en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu..Aradan bir yıl geçti her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile kadının derdine çare olamamıştı.

Bir sabah ısrarla çalan zilim sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında karsısında o kadını gördü. Sen buraya ne yüzle geliyorsun diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. Lütfen içeri girmeme izin verin… Mutlaka konuşmamız gerekiyor dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı genç kadın.

Hiç bir şey göründüğü gibi değil aslında... Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yılki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve sadece bir yıl ömrü kaldığını...

Buna dayanamayacağını hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendisinden uzaklaştırmak için sevgilisi rolünü oynamamı istedi..

Ailesinde haber vermedi. amerikaya yerleştiğimiz yalanını yaydı.. Oysa ilk karsılaştığınız otobüs durağının karsısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı .. Gece fenalaşmış bacısı beni aradı son anda yetiştim.. Sana bu kutuyu vermemi istedi....

Gözlerinden akan yasları durduramıyacagını biliyordu kadın hemen oracıkta ölmek istiyordu... eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi.. İtina ile katlanmış bir sürü kâğıt vardı kutuda sırayla okudu.

SENİ COK SEVDİM

SENİ SEVMEKTEN HİÇ AMA HİÇ VAZGEÇMEDİM.

SENİN İCİN ÖLÜRÜM DERDİN HEP

DOĞRU SÖYLEDİĞİNİ BİLİRDİM

FAKAT BENİM İCİN ÖLMENİ İSTEMEDİM

Şimdi bana söz vermeni istiyorum benim için yasayacaksın ANLAŞTIKMI.

Son kâğıdı alırken kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın.. Ve son kâğıtta şunlar yazılıydı..... Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım kocaman terasta martılarla kahvaltı yaparken

BEN HEP SENİ İZLİYOR OLACAGIM........